6.01.2014

CELTA Günlükleri-2

17 Mart-11 Nisan 2014

Kursta neler yaptık.....
***Kursta bize verilen herhangi bir şeyi buraya koymak istemiyorum çünkü kurum tercih etmeyebilir diye düşünüyorum. O yüzden detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım. ;)

Önce şunu söyleyim, gerçekten zor bir kurs. Bana zor olucağını, sosyal hayatımın olmayacağını ve abartmıyorum bir süre dünyadan yok olmuşum gibi olucağını tutor Nikue telefonda söylemişti. Hatta, Ankara'da ailemle yaşadığım için daha da zor olucağını söylemişti. Ben de " ben ne vizeler, finaller gördüm. Bunu mu yapamicam?" dedim İÇİMDEN......

Çok ciddi bir şekilde söylüyorum, kursun ilk iki haftası her gün ağladım ve kendime kızdım. "Ben manyak mıyım, kendime bu işkenceyi neden yaptım, deli gibi para verdik bırakamam da, kendim kaşındım,bi daha asla böyle bi kursa gitmem..." falan diye söylendim.Vallaha da billaha da...
4 hafta boyunca salonu işgal ettim; her yer kağıt, her yer materyaldi. Keşke fotoğrafını çekip koysaydım.
Kurs 8.30-5.00 arası, arada 1 saat yemek molası var. İngiliz Kültür, bizim eve yakın olduğu için 10 dakikada geliyodum. Geldiğim saatten sabah 3'e bazen 5'e kadar bir sonraki dersi planlıyodum ya da ödev yazıyodum.3'te ya da 2'de falan yattığımda da stresten uyuyamıyodum.

Bu dediklerim heves edenleri yıldırmasın, çünkü şimdi, para biriktirsem de Young Learners (http://www.cambridgeenglish.org/tr/exams-and-qualifications/celta/young-learner-extension-to-celta/) diplomasını da alsam diyorum.
Yani zor. Bunu bilerek başvuru yap.

Şunu da ekleyim kurs ne kadar zor olursa olsun ordaki arkadaşlarımı, öğrencileri ve tutorları çok özlüyorum. Onları tanıdığım için çok şanslıyım.

Böyle bi kursa gittiğim için de çok şanslıyım. Eğitim fakültesi mezunu olsam da kursta öğretilenlerin çoğunu bilmiyordum. Hatta üniversitede hiçbir şey öğretilmemiş bize.
Benim için hem çok iyi bir tecrübe oldu hem de "öğretmenlik"/ metodlar açısından bana birçok şey kattı.

Bütün kurs arkadaşlarıma,tutorlara ve öğrencilere selam:)







Süreç şöyle ilerliyor:

Kurs başlamadan 1 hafta önce ITI çeşitli yerlere ilan veriyor. Yetişkinlere 4 haftalık ücretsiz İngilizce kursu diye. Katılmak isteyenler söylenen saatte okula gelip önce yazılı sınava giriyorlar(ilk gün).

Katılımcılarsa
İlk gün sabah 8.30'da okulda oluyoruz, tanışma. Daha sonra kurs hakkında biraz bilgi...Ve ara vermeden önce herkese 2 renk dosya dağıtılıyor. Bu renkler daha sonra grupları belirliyor. Ben, pembe gruptaydım:)
12 kişi 6-6 iki gruba ayrılıyor. Bizim grup 6 kız 6 erkekti. Kendi içimzde de 3kız-3erkek.

2 grup yapılmasının nedenini birazdan anlatıcam.

Ara verildikten sonra gruplardan biri üst kattaki sınıfa çıkıyor. Gruplar da kendi içinde 2'ye ayrılıyor.
Önce öğrencilerin girdiği sınavın cevap anahtarları dağıtılıyor. Her gruba elementary'den advanced seviyeye kadar speaking sınavı için soru veriliyor. Testlerden çıkan puana göre öğrencilere soru soruyoruz ve İngilizce düzeyini belirliyoruz. Bu arada tutorlar da hep yardımcı oluyorlar.
Konuşma sınavı da bittikten sonra tekrar 12 kişi biraraya geldik.

Sonuçlara göre öğrencileri 2 gruba ayırdık; elementary ve intermediate. Bizim de 2 gruba ayrılmamızın nedeni bu. Bir grup elementary; bir grup da intermediate'lara girdi.
(Elementary için face2face; intermediate için de straight forward kitabı kullanıldı.)

2 hafta boyunca bizim grup 10.30-13.00 arası intermediate; diğer grup da aynı şekilde elementary sınıfında ders verdik.
Kursun başında çok detaylı bir şekilde ders planı verildi. Kim neyi, hangi sayfayı,kimden önce anlatıcak diye.
Ama her geçen gün detay azaldı hatta kursun son iki dersini tamamen biz planladık.
2. haftanın sonunda yer değiştirdik. Böylece iki seviyede de ders anlatma şansımız oldu.

Kursun ilk günü verilen plana göre kimin hangi gün anlatıcağı belli. 2 ana gruba ayrıldıktan sonra kendi grubumuz içinde de 2 gruba ayrıldık. Pazartesi 3 kişi, salı diğer 3 kişi ders anlatıyoduk. İşin zorluğu dersi hazırlamak için sadece 2 yarım günün olmasında. Sabahlara kadar çalışmamızın nedeni bu.

Şimdiiii, ders planını öğretmenlik okuyanlar bilir biraz gıcık bir iştir. Kursta da aynı şekilde istenildiği gibi bi plan hazırlamak zorundayız. "Nasıl hazırlanıyor?" dersen, kursun ilk günü adım adım Nikue ( sanırım kendi hazırlamış) English Lesson Planner web sayfası hakkında bilgi veriyor. "Hııı, e o zaman kolaymış" gibi düşünme. İşin en çok vakit alan kısmı istedikleri gibi yani doğru bi şekilde plan hazırlamak. Saatlerini alıyor. Ama şöyle de bi gerçek var kursun sonunda nerdeyse 4 4'lük ders planı hazırlar hale geliyosun ve demo yapmaya gittiğin okullarda ders planını gören "çok profesyonelce olmuş" diye planına hayran kalıyolar. :)

Önce dersi nasıl işleyeceğine karar veriyosun( kursun ilk günleri çok rahat çünkü eline hazır geliyor), sonra ders planını hazırlıyosun ve en son materyal hazırlamaya geliyor.

**-Kurstaki MATERYALi kim KARŞILIYOR?

Kursun ilk günü iki tane guide kitap veriyorlar. Kurs esnasında çok bakamıyorsun ama ders ve ödev hazırlarken bayaaa bi işine yarıyor, güzel kitaplar. Anlatacağın dersin malzemelerini hazırlama fikri tamamen sana kalmış. Kursun yapıldığı yerde bizim için bi fotokopi makinesi vardı. Yani kağıt ve fotokopi okuldan.
Kullanılacak kitapları da ITI veriyor. Ama benim gibi renkli çıktı takıntın varsa cebinden veriyorsun.

Materyalden de bahsettikten sonra önemli bikaç şey daha yazayım.

Kursta herkes 45 dakika ders anlatıyor. 2. gün anlatmaya başlıyorsun tabii ki tanışmayla. Grup arkadaşlarınla tanışma aktiviteleri planlıyosun. Kursun ikinci günü bu şekilde geçiyor. 3. günde son hız, ders anlatmaca.
Dediğim gibi 10.30-13.00 arası bizler ders anlatıyoruz ve her sınıfta 1 tutor oluyor. 45 dakika boyunca seni izliyor ve verdiğin ders planı, materyaller önünde senin hakkında not alıyor. Aynı şekilde ders anlatmayan grup arkadaşların da senin hakkında not alıyor.

Öğle arasından sonra okula tekrar geliyosun ve ,2 grup birlikte, 16.30/ 17.00'e kadar tutor'lar ders anlatıyor (input). Fonetikten tut da Latin alfabesi kullanmayan ülkelerde İngilizce öğrenmenin ne kadar zor olduğuna kadar anlatıyolar. Her dersin sonunda yeni bir şey öğreniyosun. Kurs esnasında kafan bilgi çöplüğüne dönüyo, telaşlanma. Sonradan hepsi yerine oturuyor.

Ertesi gün 8.30-9.30 arası tutor ve grup arkadaşların, bir gün önce yaptığın ders hakkında feedback veriyor. O gün ders anlatıcaksan 10.30'a kadar  hazırlıklarını yapıyosun ve rutin başlıyor...

Diplomayı almak için 6 saat ders anlatman gerek ve belli bi süre gözlem yapmış olman gerek.Gözlem için de yine plan hazırlanıyor. 3 kişilik gruplar halinde, İngiliz Kültür'deki yabancı öğretmenlerin dersine girip not alıyorsun. Daha sonra tutorlar, derse girmiştir diye bi formu imzalıyolar. Ya da bütün grup, birlikte 90 dakikalık ders videoları izliyosun.
Bu formlar portfolyolarda duruyor. Kursun ilk günü herkese büyük klasörler veriliyor. Bu klasörlerin içine yaptığın her şeyi koyuyorsun. Klasörler de tutorların odasında duruyor.
Kusrun son günlerinde Cambridge Üniversitesi bünyesinde çalışan biri geliyor ve bütün klasörleri inceliyor. Tutorların notlarına bakıyor ve son olarak da gruba, kurs-tutorlar-kurum hakkında fikirlerini soruyor. Genel bi konuşma yapıldıktan sonra gün boyu tutorların odasında olucağını özel konuşmak isteyen olursa yanına gelebiliceğini söylüyor.

***** Kursta nelere dikkat etmeliyim???
Öncelikle tutorların Teaching Practice (TP-ders anlatımı)'lerden sonra yaptığı feedbackleri çok iyi not al ve diğer derslerinde bu noktalara dikkat et.

Örnek: Bize kursta öğrencilere "Am I clear enough?, OK?, do you understand me?" gibi soruların sorulmaması gerektiğini çünkü öğrencilerin bu sorulara hep "yes" cevabını vericeklerini söylediler. Bu soruların yerine CCQ yani Concept Checking Question'ların sorulması gerektiği söylendi.
Şöyle yani, "bu alıştırmada şunları şunları yapıcaksınız, anladınız mı?" yerine; talimatı verdikten sonra "bu alıştırmada ne yapıcakmışsınız?" diye sormak gerekiyormuş.
Ders planını çok özenli hazırla.
Materyaller düzgün, anlaşılır ve seviyeye uygun olsun.
Kullandığın her materyalin altına nereden aldığını yaz (hangi kitap,hangi site gb).
Derslere full katılım
ÖDEVLER!!!!  istenildiği gibi ve zamanında

Ödevler konusuna gelmişken, kursu bitirmek için sadece bu ders anlatımları ve inputlar yeterli değil bir de 4 tane essay yazman gerekiyor.
Bu ödevlerin verilme ve teslim tarihi, kursun başında verilen zaman çizelgesinde yazılı oluyor.
Bize verilen ödevlerin konusu şöyleydi:
-özellikleri verilen bir sınıfa göre verilen bir materyalden pre-while-post reading egzersizi hazırlamak, ders planı gibi yani
-verilen cümle ve kelimeleri dilbilimsel/bilgisel inceleme
-kurstaki öğrencilerden birinin okuma-yazma ya da gramerdeki eksiğine yönelik egzersiz hazırlama
-son olarak da kurstaki gelişimimizi anlatan bir essay.

Bu ödevleri, her grubun kendi tutoru okuyup değerlendiriyor. Ödevi nasıl yapman gerektiği, kelime sayısı kısacası her şey ödev dosyalarının içinde mevcut. Eğer bi yeri yanlış yaptıysan ödev geri dönüyor ve tekrar yapıyorsun yine olmazsa tekrar dönüyor. Sonuncusu da olmazsa o ödevden kalıyorsun. Bu pek hoş bir şey değil tabii.

*Özellikle ödevlerde ve kurs sürecinde her zaman yanımda olan, bana yardım eden Başak's team e çok teşekkür ederim. Sizi seviyorum :)

Ödevden hemen sonra diplomayla devam ediyim:

Her TP'den sonra tutor detaylı bi kağıt veriyo ve kağıdın en altında o dersten aldığın not yazıyor. Standard-Standard(strong)- Above Standard gb.

Pass A almak için anlattığın bütün derslerden( toplam 6 saat ders anlatman gerek bu da 8 ders saati demek çünkü dersler 45 dakika) above standard alman gerek. Yani ders planın standardın üstünde hazırlanmış,materyal,ders anlatımı, kullandığın dilin seviyesi, öğrenciler hedeflenen dili ders boyunca kullanmış.....Pörfetto bi ders yapmışsın demek... Pass B için de sanırım 2 dersin standard(strong'a yakın) olabilir, geri kalanı above olması gerek.Pass için de verilen her şeyi doğru düzgün yapıp "standard" almışsın demek.

* Kurstan Pass almak da önemli bir şey, küçümseme. Ama keşke hak etmeyenlere ya para iade edilse ya da ekstra başka bir şeye daha katılması gerekse. Çünkü bazen insanlar sanırım tempodan kaynaklı, hazıra konmaya başlıyolar. Senin materyalini kullanmak istiyolar ya da en kolay dersi almaya çalışıyolar. Ders anlatırken ki isteksizlikleri ya da gerektiği özeni vermediği anlaşılsa da onlara da Pass verilmesi haksızlık...


Biz bütün grup, kurs başladığında "Pass A alıcaz" diye başladık. 1. haftanın sonunda "Pass B olsun o da yeter" dedik ve son hafta "Allaaaaamm nolur geçiyim yeter yaaa " diyoduk. Tabii bunu kursun sonunda hep birlikte yemeğe gittiğimizde birbirimize itiraf ettik =))

Genel olarak süreç böyle. Dediğim gibi çok yoğun ama çok güzel şeyler öğreniyosun ve bence bir öğretmenin bilmesi gereken şeyler. Kendi üniversitemi düşününce 5 yıl boşuna okumuşum diyorum. Çünkü kursta yaptıklarımızın çeyreğini bile okulda yapmadık.

Tutorlar, bu alanda çok bilgili. Güvenebilirsin. Söylediklerini yapman yeterli.
Bizim tutorlar Simon Phipps, Nikue Gardner ve Liz'di.

Hani "ilkokulda şöyle bi öğretmenim vardı, tam bir öğretmendi" deriz ya.. Benim nadirdir böyle öğretmenlerim, SIMON PHIPPS de onlardan biri. ITI, böyle bir öğretmenle çalıştığı için çok şanslı. Adam derya deniz. Espirili, yardımsever, çok güzel ders anlatıyor. Bize yaptığı örnek ders anlatımında 45 dakikada rusça naber iyiyim adım şu görüşürüz demeyi öğrendik.

Açıkçası kursun ilk 2 haftası benim için çok zor geçti. Çok gergindim, hata yapmaktan korkuyodum. Bir şeyler öğrenmektense" acaba bu yaptığımı tutor beğenir mi?" diye düşünüyodum hep. 2.haftanın sonunda tutorlar değişti ve ben "hata yapıcam, Simon bana doğrusunu anlatıcak" diye derslere gittim. "Simon'dan bugün ne öğrenicem" diye mutlu girdim derslere. Hem öğrendim hem de öğrendiklerimi anlattığım derslerde kullanmaya çalıştım ve eğlendim. Simon, "öğretmen" kelimesini hakkıyla dolduran biri.
Umarım kursta senin de dersine girer:)

İşte böyle

Kurs sonrası neler oluyorr?? yakındaa :))

15 yorum:

  1. çok güzel ve detaylı bi açıklama olmuş :)

    YanıtlaSil
  2. Benim merak ettiğim bu kursun iş hayatınızdaki etkisi anladığım kadarıyla mesleki açıdan çok faydalı olmuş peki acaba iş fırsatları yönünden bir fayda sağladınız mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebru Hanim merhaba,
      Evet mesleki acidan cok faydaliydi.Ama Turkiye'de is bulma konusunda cok yardimci oldugunu soyleyemeyecegim. Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olmayanlar Native Speaker olarak is bulabilirken biz Turk vatandaslari maalesef MEB'den atama yaptiramiyoruz kolejlere. Cogu kolejde -kucumsemek icin soylemiyorum- tuhaf aksanla calisan 3bucuk 4 bin maas alan celtali arkadaslar var.
      Ama almayi dusunuyorsaniz bu yildirmasin sizi. Elcilik okullari kabul ediyor. Ben bu seneye kadar Ankara'da PEISG isminde bir elcilik okulunda calistim. Yurtdisinda istediginiz yerde calisma imkaniniz var. Su anda Almanya'dayim henuz is basvurursnda bulunmadim ama Ingilizce ogretmenligi icin sorun yasayacagimi sanmiyorum ki Gazi Uni.diplomam Avrupa'da gecerli degil.

      Sil
  3. Başak hocam, iyi günler. Ben de İngilizce öğretmenliği bölümü son sınıfım. İçimde Erasmus yapamadığım, kendimi geliştiremediğim için çok büyük bir pişmanlık var. Benim hayalim hep yurtdışıydı ve araştırdım sizi buldum bu Celta eğitimi konusunda. Çoğu kişi gibi ben de speaking de akıcı değilim. Sırf bu yüzden yurtdışı öğretmenlik sertifikası almak istiyorum. bazı sorularım var lütfen yardım edin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, kusura bakmayın yorumunuzu yeni gördüm.
      Sorularınızı bekliyorum

      Sil
  4. Merhabalar... Öncelikle paylaştığınız bilgiler için çok teşekkürler, merak ettiğim çoğu şeye cevap niteliğinde oldu. Ben de öğretmenim ama ingilizce öğretmeni değil. Kendi kendimi geliştirmeye çalıştım; filmler, diziler, kitaplar, belgeseller vss... İngilizceyi gerçekten seviyorum. CELTA yı da son bir yıldır kafaya takmış durumdayım çünkü kurduğum bir çok hayalin ucunda baktım ki bu belge var. Kendimi bu belgeyi alma en azından başvuruda bulunma cesareti gösterme kıvamına nasıl getirebilirim. Film, kitap dışında tavsiyeleriniz var mı? Bir arkadaş bulup sürekli konuşsam mı diyorum bazen. Afilli cümleler mi gerek essay ya da yüz yüze konuşma kısmında.. Ayy n'aaapayım? Bana bir akıl bana bir fikir :) teşekkürler şimdiden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Naz :)
      Yazının işinize yaramasına çok sevindim. Film,kitap,dizi vs. tabii ki işe yarar. İngilizcede bazı konular var ki bence tamamen kulağa hoş gelmesi yani çok duymakla alakalı. Sınıfa girdiğinizde konunuzu Türçe nasıl anlatıyorsanız o şekilde İngilizce anlatabilmeniz gerek Celta'da. Bu yüzden ağırlıklı günlük konuşma;aynı zamanda gramer bilgisi gerekiyor ve de essay dili.Bu cümle neden böyle söylenir,think fiiline -ing eki gelmezdi neden I'm thinking diyoruz? gibi sorulara anında cevap verebilmek gerek. Celta ödevleri için essay dilini bilmek gerek. Sınıfta farklı bir egzersiz yapılırken en karmaşık cümle yapısını bilseniz de tahtaya gel cümlesini kuramazsanız da sıkıntı. Dilinizi seviyelendirebilmeniz gerek aynı zamanda. Ve dil kullanıldıkça yerleşiyor,günlük kullanım, basit emir cümleleri ya da ifadeler bu şekilde yerleşiyor, yani ingilizceyle ne kadar çok haşır neşir olursanız o kadar celtaya hazır olursunuz. Öğretmenlerin ders anlatımını da düşünürsek, kulağınızın ingilizceye çok alışık olması lazım. Yabancı dilde bahsettiğmiz 4beceriye yönelik çalışmalısınız. Okuma- dinleme- konuşma -yazma. Dizi, kitap tamam ama size mutlaka essay yazmanızı, ve konuşmanızı;bu biraz zor olabilir ama mümkünse native speaker bir öğretmeni ders anlatırken izlemenizi tavsiye ederim. Çünkü dizide ya suç-polis-kanıt kelimelerini duyucaksınız ya da aşk-arkadaşlık. Sizin ihtiyacınız olan kelime,kullanım farklı.İnternetten yabancı dil eğitimi,eğitim bilimleri hakkında makale okuyun. Kitap almayın hem sıkıcı olur hem de o kadar fazla bilgiye gerek yok. Kısa yazılar okuyun. Böylece hem makale diline aşina olursunuz hem de celtada kullanılacak olan kelimelere. Ödevleri daha rahat yaparsınız. Mutlaka konuşucak;hatanızı fark edip sizi düzelticek birini bulup konuşun.

      Sil
  5. Hımm... peki. Aslında Amerika'da 6 ay kadar yaşadım anadili İngilizce olan bir çok kişi ile tanıştım, dinledim. Sanırım en çok bu işe yaradı Amerika, kulağım çok iyi diyebilirim. Velhasıl sevgili Başak benim korkum anlamamak değil kendimi anlatamama sancısı :) Hani bir balon şişer şişer daha fazla hava alacak hacmi kalmadığından patlar ya,konuşma ve yazma açısından bende kendimi o balon gibi bir gün patlamak üzere şişirmeye çalışıyorum işte :) CELTA ya başvuruda bulunup kabul edilirsem o belgeyi alıp zor bir şeyi başarmış kadar sevineceğim v'ALLAHi. Bakalım bakalım. Dediklerinizi dikkate alarak çalışmaya devam edeceğim, çok mersi. Yılmak yok. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin için bakarken youtube'da celta hakkında birkaç video gördüm,başka ders anlatımları da var.
      Amerika çok iyi olmuş, ordan arkadaşlarınızla iletişimdeyseniz daha sık konuşun. Anlaşılmama korkusu olmasın. Zaten A1 ve B1 seviyesine anlatıcaksınız büyük ihtimal. Vericeğiniz komutları önceden hazırlarsınız,bu anlaşılmazsa şöyle bi cümle kurarım diye planlarsınız ve ordaki hocalara sorarsınız. Size yardımcı olurlar,onun için ordalar zaten. Ders konularını anlatırken de size verdikleri kitabın öğretmen kitabındaki ipuçlarını ve metodu kullanırsanız çok anlaşılır bir ders olur. Hiç dert olmasın o konu. Yavaş yavaş, telaş olmadan anlatırsınız. Bu olay biraz da istekle alakalı. Ben yapabiliceğinizi düşünüyorum. "Bu celta çok yoğuuunnn ama süper bir deneyim" diye mesajınızı bekliyorum. Kolay gelsin :)
      Sevgiler

      Sil
  6. İletişimde olduğum kişiler de araya 2 yılın girmesi ile yavaş yavaş kaybolup gittiler. Kendi kendine sesli okuma da bir yere kadar oluyor. Anlayacağın İngilizce pratikte bir başımayım...Bazı sitelere baktım belki arkadaş olup güzel muhabbet ederiz diye de... yok. Belli bir ücret verip anadili İngilizce olan öğretmenlerle konuşma seçenekleri var. E şimdi arkadaş olup konuşmak var, ücret verip konuşma var ki bence bu muhabbeti resmileştirip rahat konuşmanı engelleyici bir durum yaratıyor sanki... Bilemedim. Şimdilik konuşmuyorum :) Yaram oldu çıktı, kaçıyorum sanırım psikolojik olarak hayra alamet olmayan bir erteleme var, hayırlısı. Bak yine kaçtım :) Nisan ya da haziran ayında ITI İstanbul'un 3 aylık online kuruna yetişme gayretindeyim. "Bu celta çok yoğuuunnn ama süper bir deneyim" diye yazan parmakların dert görmesin! :) Söz, bi kabul edileyim hele zevkle buraya da yazacağım. İkinci bir yardım olmaksızın İngilizce öğrenmeye çalıyorum. Benim için 'kendi kendimin öğretmeniyim' yerinde bir tabir herhalde. Tamam çok zor, tamam geberiyorum kabul, lakin ne demiş üstat Thomas Edison " Başarı, yüzde 1 ilham yüzde 99 terdir." Yani kimse dahi doğmuyor. Herkesin içinde bir dahi bir başarı oturuyor ama içindeki dahi ile tamamiyle vazgeçmeyip tertipli çalışınca tanışıyorsun. Mevzu ne olursa olsun, yapmak isteyipte YAPMADIĞIMIZ herşey ama herşeyin ruhumuzda büyük bir ağırlık yarattığı düşüncesindeyim. Artık bi kalksın da tanışayım istiyorum bu tarafımla, çok oturdu zira böyle etli butlu benden ayrı bir hatun oldu :) Hohh ! ne yazdım arkadaş hemmen kayboluyorum. Sana da Almanca'da kolaylıklar diliyorum, herşey feciii güzel olacak sevgili Başak ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu yazdıklarını her gün açıp okusam yeridir. Havam değişir. Almanca'dan o kadar nefret ettim ki...Çok iyi anlıyorum, o ağırlık bende de var. Ben de aynı eksikliği,zorluğu Fransızca'da yaşıyorum,5yıl okumama rağmen... Bu dili şakır şakır konuşmadan ölmek istemiyorum!!
      Bazen, bazı kafelerde yabancı dil konuşma günleri oluyor. Türkçe öğrenmek isteyen yabancılar 1 saat kendi dillerini,1saat türkçe konuşuyorlar.Belki bulursun. Ya da 150-200euroya kamplar oluyor,Avrupa'da. GSM diye bir kurum var.2haftalık çalışma kampları, tavsiye ederim.
      Bol şans!!! Bol sabır diliyorum ve güzel haberlerini dört gözle bekliyorum sevgili Naz:)

      Sil